E L E S T I R I L E R  DÜNDEN BUGÜNE, BÜLENT ÖZCAN SIIRIYLE ILGILI DEGERLENDIRMELER "Az dizeli siir çalismalari içine büyük bir duygu ve düsünce yogunlugu yükleyen bir sair."
Siir Defteri Dergisi, Subat 1992, Istanbul
“... Bir antolojide yasamöyküsünü anlatirken Bülent Özcan bakin ne diyor: ‘Siiri bir hobi olarak degil de, bir yasama biçimi, bir soluk alis olarak degerlendiriyorum.’ Gerçek sanatçilik budur iste, sanati her seyin üzerinde görmek ve göstermeye çalismaktir.”
Yilmaz AYBAR Eflâtun Dergisi, Subat 1992, Istanbul
"Büyük gelecek vaat eden bir sair Bülent Özcan"
Aysel YENIDOGANAY, Yeni Adana Gazetesi, 11 Subat 1991, Adana "Ilginç buluslari var. Kisa boyutlu denemeler içinde duygu ve düsüncelerini rahatlikla billurlastirmaya özen gösteriyor..."
Siir Defteri Dergisi, Agustos 1991, Istanbul "...Yasantisinda oldugu gibi, siirlerinde de kaba iddialardan arinmis. Haz veren yapisi ile ruhlarda taht kurmus bir abide... Istemeden ve zorlamadan övdüren, kendiliginden sevdiren bir lirizm..."
Yasar KARAMAGRALI Ana Dergisi, Haziran 1992, Istanbul “...Çok iyi bidigi Türkçe ile bazen garip, bazen alayci misralar yakaliyor. Halk sairlerimiz gibi Türkçenin ses güzelligini kullaniyor. Bazen kafiyelerden yararlaniyor. Bazen hece tutturuyor. Söyle bir düsünce hâkim oluyor okuyucuda: Çok kolay yazmis. Aslinda, kolay gözüken bu siir en zor siirdir. Bir kelimeyi çek bakalim siir ne olur.”
Hasan SAHMARANOGLU Kent Gazetesi, 2 Ekim 1992, Kilis
"...Siirlerindeki içtenlik, sâdelik ve özellikle özgünlük dolayisiyle kendisinden varligindan kusku duymadigim siir yetenegi ister istemez onu layik oldugu üne kavusturacaktir."
Resit M. ERTÜZÜN Kuzeysu Dergisi, Kasim 1992, Samsun
"...Insani sasirtmak ve sarsmak isteyen incelikli tepkiler içeriyor bir çogu."
1 Subat 1993, Istanbul Kemal ÖZER
"...Bülent Özcan'in sadece 'Gül Yüzlü Sabahlara' adli siiri bile yeter belki, O'nu çagdas sairler kervanina katmaya..."
Firat DELISU Kuzeysu Dergisi, Subat 1993, Samsun
HALK OGUL SANAT OGUL
Yitip giden sevdalari Arar misin bulur musun Bir lokma ekmek için Ibadet eder gibi çalisan Gecesi gündüzüne Gerçegi düsüne karisan Halkimin oglu Bülent Benim de oglum olur musun
23 Eylül 1993, Ankara
ALI YÜCE
“Siiri taniyan, kelimeyi kurmasini, misra’yi yogurmasini bilen biri. O’na kimse siiri ögretmeye kalkisamaz.”
1 Mayis 1994, Elazig R. Mithat YILMAZ
“Bülent Özcan’i suna veya buna benzetmek dogru olmaz. Her gülün, her çiçegin kendine özgü kokusu, rengi, yapragi ve mevsimi vardir. Bülent Özcan da mevsiminden erken açan güle benzer. Her seyden önce sevmeyi sevilmeyi bilen, insancil tutkusunun yaninda, içindekini çekinmeden disa vurabilen bir sair.”
Ahmet AYAZ Hedef Gazetesi,5 Mayis 1994, Gaziantep
“En Güzel Ben Ölürüm”ü okurken yogun bir duygu seline kapildim. Çok eskilerimi yeniden yasadim. Duygular sözcüklerle bu denli mi güzel iletilir, anlatilir, yazilir… Eger Bülent Özcan’I siirlerinde önce tanimamis olsaydim, bu denli genç olduguna ihtimal vermezdim.”
20 Temmuz 1994, Gaziantep Necati Çetin DEMIRALP
“O düsleri zamana, zamani siire kuran biri, iklimini yitirmis bir serçe, esmer gecelere siginan sesini yitirmis bir sehir, sevgilisiyle gözleriyle anlasan, içinde ask olmayan içeriksizasklara karsi çikan, dudaklari kan-kiraz sevgililer düsleyen, insane bir yalnizliktir diyen, EN GÜZEL BEN ÖLÜRÜM iddiasinda olan, siir için, siirlere yasayan bir siirkolik…”
Sahin TAS Yeni Gazete,18 Agustos 1994
“…Çok yönlü içerik ve biçim arayislarina yer veriyor. Yasami dolu dolu algiladigi için hem sevgiyi hem de sövgüyü bir arada yasatiyor. Bu O’nun halkla omuz omuza oldugunu gösteriyor. Kimi zaman varliklarin öte yüzlerini irdeliyor. Birtakim bilinçli sorularla temelde insanin ve evrenin gizli yanlarini sergilemeye çalisiyor. Varligin çeliskilerini ve diyalektigini öne çikarmak üzere yer yer tersimlemelere (paradokslara) basvuruyor. Ayrica, tasavvufa, aska, sevgiye, umuda ve yasama sevincine büyük agirlik veriyor. Insanin o derin iç yalnizligini ustaca yansitiyor. Imgeleri de dille tam kaynasmis durumda.”
5 Eylül 1994, Ankara Mehmet AYDIN
“Siir, yaratici Tanrisal bir güç ona göre...”
23 Eylül 1994, NewJersey USA Seyfettin BASCILLAR
“Bülent Özcan her konuyu rahatça siirlestirebilen, duygusal oldugu kadar gerçekçi, bireyci oldugu kadar toplumcu ve kavgaci oldugu kadar da uzlasmaci olabilen bir dil ustasidir.”
Yilmaz AYBAR Ana Dergisi, Eylül 1994, Istanbul
“Bakinca sanatinin zirvelerine asagidan Sapkalarimiz düsecek saskinliktan
Dilerim hâlâ sanata saygili bir avuç insan kalir da, Bülent Özcan'in ününü besler... Hak edilmis ünü toplumu etkiler.”
Eylül 1994, Gaziantep Ugur DURU (Yazar-Yapimci-Yönetmen)
“Ben O Zamanlar Genç Bir Sairdim' bana 'Elsa'nin Gözleri'ni hatirlatti, ama ondan daha güzel.”
15 Ekim 1994, Blomington USA Ilhan BASGÖZ
“...'En Güzel Ben Ölürüm'de gönül oksayan siirler de var, yürek burkan siirler de. Bir çogu keskin bir zekânin isiltilari; bir çogu da derinden duyan, yasayan, seven bir ruhun sakimasi gibi... Neseyle hüznün, iyimserlikle umarsizligin böyle sarmas dolas oldugu pek az kitap biliyorum.”
28 Aralik 1994, New York USA Talât Sait HALMAN
“Hepsi de pirlanta gibi...”
14 Ekim 1994, Ankara Coskun ERTEPINAR
“...`humor`la süslü aydinlik ve umut veren siirler...”
14 Ekim 1994, Ankara Sinasi ÖZDENOGLU
“Ince bir zekânin ürünü olan ironiye bolca rastlaniyor siirlerinde. Sevgiyi görüyorum yüreginde.”
27 Ekim 1994, Ankara Tamer K. BILGIN
"...Bana öyle geliyor ki, ilerde adindan çok söz edilecek."
28 Temmuz 1994, Gaziantep Semsettin MURAT
“ ‘Günümüzde yasi genç, kalemi güçlü bir sairimiz kimdir? ’ diye sorsalar, yanitim Bülent Özcan olurdu... Siire baslamanin, siir yazmanin nasil ki yasi yoksa, güçlü siir yazmanin da yasi olmadigini söyledigimde Bülent Özcan’in “En Güzel Ben Ölürüm”ünü okuyanlariniz bana hak vereceklerdir. Yillar önce bu genç sairimizin siirlerine çesitli gazete ve dergilerde rastladigimda ‘iste gerçek bir sair yetisiyor’ dedigimde yanilmadigimi bugün daha iyi anliyorum.”
Meral MAVINIL Mavi Nil Kültür Sanat Bülteni, Mart 1995, Istanbul
“...Bülent, kendi deyimiyle 'Gaziantep'e sevda sehri adini takan ozan'. Yoksul, kavruk, mahzun, ama kalbi sadeceTürkiye'nin degil dünyanin her yerinde çarpan bir Orta Anadolu çocugu...”
Ataol BEHRAMOGLU Cumhuriyet Gazetesi,29 Nisan 1995
“ ‘En Güzel Ben Ölürüm’ adini verdigi kitabinda siiri sonsuzluga açilan bir kapi olarak degerlendiren sair, üstü kapali olarak “en güzel siiri ben yazarim” iddiasini da gündeme getiriyor olabilir. Ölüm de sonsuzluga açilan kapinin binbir adindan binbirincisi degil midir? Bülent Özcan, kâh Yunus gibi, kâh Pir Sultan gibi, kâh Enver Gökçe gibi, kâh OrhanVeli gibi yaziyor. Siir yaziyor ama, yazarken de ariyor kendi ‘ölümünü’. Ölüm, Özcan’a göre, ‘üç noktadir’. Üç nokta ise çok sey anlatir. Bu çocuk bir ölürse gerçekten güzel ölecek... O ölecek büyük bir sair gelecek...”
Yasar ILIKSIZ Matbûat Dergisi, Eylül 1995, Istanbul
“Bülent Özcan, gönlünü siire kaptirmis bir sair. Siir soluyor, siir yasiyor, siir yaziyor. Coskulu duygularini zaman zaman hirçinlasan söylemiyle, zaman zaman uysalca dizelerle aktaran Bülent Özcan, zekâ ürünü siirleriyle, has bir siir emekçisi oldugunu kanitliyor.”
Öner YAGCI Kitap Gazetesi, Eylül/Ekim 1996, Istanbul
“Bülent Özcan’in “En Güzel Ben Ölürüm” adli siir kitabini okudugumda, ‘en güzel ölen degil’, ‘en güzel yasayan’ sair olarak selamladim Bülent’i.. Çünkü O, ölümden söz etse de, yasamdan yana estiriyor rüzgârlarini, bunu yaparken de siirle yatip siirle kalkiyor ve siirle doyunuyor.”
Rusen HAKKI Özgür Kocaeli Gazetesi,18 Kasim 1996
“...Cosku ve düsüncenin harmanlandigi bir yerde duruyor Özcan, ama O’nun çoskusu kararsiz bir enerjiyi içermiyor. Sairligiyle bulusan, sevisen, umut dolu bir cosku bu, çünkü onun siirleri “Hayatin ensesine geçiriyor dislerini”... Bülent Özcan, bir varolus durumu ve pratigi olarak algiliyor siiri... Siirleri çok çagrisimcilgin serasini yaratiyor insanda... Siddet ve kirimin, zulmün, çürüme ve kokusmanin karsisinda insana yarasan kavgalarla birlikte... Sürekli yaziyor ozan, çünkü Özcan’da yazma eylemi yasama nedeninin de göstergesi. Ölünecekse bile ‘en güzel ölünmeli’ diyor ozan.”
M. Irfan BENLI Kocaeli Yenigün Gazetesi,20-26 Kasim 1996
“Büyük sehrin edebiyat mafyasinin cenderesine düsmemis, tasrada ölümsüzlügü arayan genç bir sair Bülent Özcan. Siirinde kâh Orhan Veli’yi, kâh Yunus Emre’yi, kâh Anadolu ozanlarini yani sira, Neruda’yi da yasiyorsunuz. Aski, aciyi, sonsuzlugu, koyu hüznü, solmayan gül’ü; sevgiliyi, ` En Güzel Ben Ölürüm`de arayan Özcan’in görebildigimiz en güçlü yanlarindan biri de belki de “günümüzün Nefî’si olmasidir. ‘Belki de’ fazla oldu. Kelimenin tam anlamiyla Nefî.”
Cuma Dergisi 15-21 Kasim 1996, Istanbul
'Türkülerle, manilerle, siirle dolu bir yapit 'En Güzel Ben Ölürüm'. Dizeler arasindaki armoni bir müzigü çagristiriyor sanki. Sözcükleri yasam sofrasina kendi dizmis de, aramasina gerek yok gibi çekip aliyor ve uyak düsüyor.. Dizelerdeki rahat söylem biçimi söyleyenden 'özneden' kaynaklaniyor aslinda. Böylesine dizelerin kolay yazilamayacagini biliyorum ve kutluyorum Bülent ÖZCAN'i. Ustalasmanin zamana kosut bir olay oldugunu bilen, 'siir için yasamaktayim' diyen bir sairin 'ölüm simdi benden çok çok uzakta' demesi de dogaldir. Söz eskimez, yüzlerce yil sonra alicisini bulur. Ölümsüzlük de budur. Bu baglamda da kutluyorum Bülent ÖZCAN'i.
Bülent GÜLDAL 25 Subat 1997, Edremit
"Bülent Özcan, yasamin türküsünü söyleyen bir sair; insani düsünmeye, ümit etmeye, kendi kendinin sahibi olmaya davet ediyor, rahat bir kurguyla, rahat bir söylemle anlatiyor anlatacaklarini. 'Tanri öldü / Allah rahmet eylesin' söylemindeki ironi ve rahatlik cilt cilt kitaplarin okundugunu duyumsatiyor bu konuda."
Bülent GÜLDAL Kiyi Kültür Sanat Dergisi; Sayi 143; Subat 1998
“...Bütün siirlerinde ona has bir büyü ve albeni var. Rengi, tadi ve tinisi çok çok özel ve ona özgü olaganüstülüklerle süslü. O güzelim incir agacindan bal damlatan, benim siirimi elinden tutup, acilarin gölgesindeki akrabasi daragacini sorgulamaya götüren hassasligi, bilgeligi ve baskaldiriyi yüregimle kucakliyorum.”
Bilsen BASARAN Köse Tasi Dergisi, Kasim/Aralik 1998, Londra "...Siirle müzigin yan yana oldugu, son derece özgün bir siirdir Bülent Özcan siiri. Felsefeye açar kapilarini, ince bir matematigi, çok renkli bir metafizigi vardir. O’nun siirlerindeki gizemli isçilik neredeyse bir elmastaki kusursuz estetige dönüsür." Tiklayin yepyeni bir site!..
|